Asm Türkiye Logo

Hayvanlarda travmaların sebepleri ve çözüm yollar

Travma kavramı sözlük anlamına bakıldığında, canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan ağrı, bir doku ya da organın yapısını ya da biçimini bozan ve dıştan mekanik bir etki sonucu oluşan yerel yara olarak tanımlanmaktadır.

Travmaların birçok sebebi olabilir. Bu sebepler hem kişiden kişiye değişir hem de dış etkenlere ve ortama bağlı olduğu için önceden tahmin edilebilir değillerdir. 

İnsan dışındaki hayvanlar da tıpkı insanlar gibi korkabilen canlılar oldukları için onlar da dışarıdan gelen ani durumlardan etkilenirler. Bu durumları kompanse edebilecek koşulları sağlayamadıklarında ise travmalar ortaya çıkar. Onlarda da, yine tıpkı insanlarda olduğu gibi, bu travmalar kalıcı ruhsal ya da fiziksel yaralar bırakabilir. 

76 yaşındaki Singer, Yale Environment 360 ile yaptığı röportajda, bu önemli kitabının yayınlanmasından şimdiye dek geçen yıllarda, hayvanların da sevinç ve acıyı tecrübe edebildiğini kanıtlayarak bilimin; insan ve diğer canlılar arasındaki duvarları aşındırdığından bahsediyor. “Bilimin kanıtladıklarının farkındalığıyla etik olarak onlara bilinçli acı çektirmekten kaçınmaya mecburuz” diyor. Kendisi de bir vegan olan Singer, üretimi ete göre daha düşük karbon üreten bitkisel beslenmenin çevresel sebeplerine de vurgu yapıyor. Endüstriyel hayvancılığın dünya genelinde yaygınlaştığını belirten Singer, yaban hayvan türlerinin de giderek daha fazla tehdit altında olduğunu söylüyor.

Singer, hayvanlar için sağlanan koruma çalışmalarının ekosistemler, nehirler ve diğer doğal alanları da kapsayarak genişletilmesi gerektiğini savunuyor. “Yavaş da olsa doğayı korumaya yönelik etik farkındalık artıyor. Elbet dünyanın sonunda bu noktaya varacağını düşünüyorum” diyor, “…ama ne zaman bilemem. “Bunu görecek kadar uzun yaşayacağımı düşünmüyorum.”

Araştırmalar sonucunda insan faydası odağında yaşam süreleri, vücut şekil ve fonksiyonlarını değiştirdiğimiz hayvanların henüz ‘yeni’ kendilerine uyum sağlamaya fırsatları olmamışken olmaları gereken ortam ve çevreden uzak tutulmalarının da psikolojileri üzerinde kalıcı etkileri olduğu ortaya çıkmıştır. Örneğin bir köpeğin ya da kedinin, mecburen yaşamak zorunda bırakıldığı sokaklarda, beslenmeleri ya da hayatta kalmaları büyük oranda bizlerin desteğiyle mümkün olabilmektedir.

Bu bakımdan insanların; hayvanları besleme, gerekli tedavilerini yapma, yaşam standartlarını ilerletecek eylemlerde bulunma, kısaca mümkün olduğunda bulundukları koşulları iyileştirme gibi ahlaki yükümlülükleri bulunur. Durumun bu şekilde olduğu bir ortamda köpeklerin ya da kedilerin birçok travma ile baş başa kalacağını görmek ise güç değil. Yaşanabilecek bu sorunlar ise birçok aşamadan oluşur.  Örneğin kalıcı psikolojik hasarlar hem travmanın kendisi hem de olası travmaların tetikleyicisi olabilir. 

Evlerimizde sıkça karşılaştığımız hayvan dostlarımızı daha yakından tanıdığımızı ve şefkatli davrandığımızı söyleyebiliriz. Fakat bunun ötesinde bizim yaşam alanlarımıza yapay biçimlerde dâhil edilmiş hayvanlar da var. Mesela hayvanat bahçesindeki bir fil, sirkteki bir maymun ya da yunus parkındaki hayvanlar… Bu canlıların hepsinin tek ihtiyacı beslenmekmiş gibi düşünülmesine rağmen beslenmeleri dahi bir ödül olarak sunulur. Kendi doğasında yer alan avlanma ya da otlanmadan çok uzak bir biçimde sunulan besinler tabii ki duygusal ihtiyaçları karşılamaktan da çok uzaktır. Duygusal ihtiyaçlarını insanlardan ve kendi türleri arasındaki sosyalleşmeden sağlayamayan canlılar bir de istenilen biçimde hareket etmeye zorlanırlar. Bu gibi pek çok durum birçok hayvan için travma oluşturuyor. Mesela yunusların aslında insan temasını taciz olarak algılaması ve uzun süreli psikolojik sorunlar yaşaması gibi… Ya da afet bölgesinden kurtarmaya çalıştığımız hayvanların bizlerin kurtarmaya yönelik eylemlerini tehdit olarak algılayıp strese girmeleri ve bizlerden kaçması gibi.

1676638671800

Deprem gibi önlemi alınmadığı takdirde büyük yıkım getiren olaylarda tek etkilenen taraf da insanlar değil. Bizlerle aynı alanları ev ve güvenli bölge olarak kabul eden hayvan dostlarımız da yuvalarını ve sevdiklerini kaybetmiş oluyor, durumun şiddetinden tıpkı bizler gibi etkileniyor. Hatta birçok hayvanın ses ve hareket duyarlılığının daha fazla olduğunu, bu sebeple doğa olaylarını bizlere göre önceden fark ettiğini biliyoruz, bu da onları olumsuz durumlara karşı daha hassas yapıyor. 

Hayvan dostlarımız için mevcut ya da yeni kuracağımız düzenin, ya da daha büyük ölçekte bakımevlerinin hayvanların karakterlerine ve geçmişlerindeki travmalara göre düzenlenmesi gerekiyor. Hayvanların çevrelerini ve ortamlarını bir anda değiştirmek, onları düzenini bilmedikleri ortamlara bir anda maruz bırakmak olumsuz sonuçlara sebep olabilir. Mesela, ev ortamında doğup büyümüş bir hayvanı sokağa atmak, nasıl besleneceğini, hareket edeceğini ve iletişim kuracağını bilmediği bir ortama mecbur bırakmak demek. Onlara buna benzer iç dünyalarında korkuya ve travmalara sebep olacak durumları yaşatmamak için yapabileceğimiz şeyler var.

BİZ NELER YAPABİLİRİZ?

Evimizi açmak

Öncelikli olarak eğer hayatımıza bir hayvan dost alacaksak bunun için ticari yerler yerine yuvalandırma yapan kaynaklara danışabiliriz. Hatta zaman ve enerjimiz yetecek ise önceliğimiz fiziksel eksikliği bulunan, temel ihtiyaçlarını türdeşlerine göre daha zorlukla gerçekleştiren hayvanlar olabilir. Böylece meydana gelen deprem, yangın gibi acil durumlardan etkilenen hayvanlara evimizi açarak onlara yeniden güvenli bir ortam sağlayabiliriz.

 

İletişim kurmak

Gerek sokakta gerek evdeki hayvan dostlarımızla kuracağımız iletişimi düşünerek gerçekleştirmek, hatta empati kurmak faydalı olabilir. Unutmayalım ki onlar da bizler gibi sosyal canlılar ve ifade etmediğimiz hisleri de algılayabilir ya da davranışlarımızdan üzüntü duyabilirler. Bununla birlikte, onların bizler kadar özgürce bulunabildiği, değiştirebildiği alanlar yok. Bu yüzden daha fazla hassasiyeti hak ediyorlar

Eğer hayvanlarla nasıl iletişim kuracağınızı ya da onları nasıl daha iyi anlayıp konfor alanlarını genişletebileceğinizden emin değilseniz bu konuda danışmanlık veren hayvan psikologlarına danışabilirsiniz. Aynı zamanda kurtardığımız hayvanlara yönelik sitemizde ya da sosyal medya hesaplarımızda yayımladığımız yazıları okuyabilir ve hayvanlara nasıl ulaştığımız ve onlara karşı nasıl bir iletişim geliştirdiğimizle ilgili okumalar yapabilirsiniz.

Hayvanlarda travma oluşturan hiçbir şeyi desteklememek

Ne yazık ki hayvanların yaşam hakkını savunan bir sistemde yaşamıyoruz. Bu sebeple hayvanların ticari ve insan çıkarı için kullanıldığı durumlarla sıkça karşılaşıyoruz. Her ne sebep gösteriliyor olursa olsun hayvan sömürüsüne destek vermeyerek vegan bir yaşam sürebiliriz.

Hayvanat bahçesi, sirk gibi hayvanların kendi doğal ortamlarından koparılarak hapsedildiği ya da ticari amaçlı ‘hayvan üretimi’ yapan işletmeleri tercih etmemek verebileceğimiz en kolay tepkilerden.

Bunun yanında bu gerçekleri çevremizle paylaşarak insanların bakış açılarını değiştirmelerine katkıada bulunabiliriz.  Bu tepkilerin ya da yapabileceklerimizin en başında ise tabağımızı bitkiselleştirmek geliyor tabii ki. 

Empati kurmak ve iyi bir gözlemci olmak

Herhangi bir afet durumunda hayvanlar akut dönemine ait tepkiler geliştirebilir. Bu hayvanlar şiddetli travmalar yaşadığı için kendilerini güvende hissetmiyor ve dolayısıyla saldırgan ya da çekingen tavır sergiliyor olabilirler. Bu durumlarda empati kurarak karşımızdaki canlıya olabildiğince sakin yaklaşmak ve ona gerekli zamanı tanımak faydalı olacaktır. 

Kurtarılan hayvanların pek çoğunda travmaların etkisi devam eder. Yaşanılan şok durumunun ötesinde hayvanın afet bölgesinden nasıl kurtarıldığı, nasıl kontrol edildiği ve yeni yuvası da bu travmanın hafifletilmesi ya da önlenebilmesi adına önemlidir. Örneğin hayvanın ses, koku, hareket ve kalabalığa hassasiyeti artmış olabilir. Afetten kurtarılan bir hayvan ile iletişim kurarken öncelikle tepkilerini gözlemleyebilir ve buna göre hareket edebiliriz. Özenli koşullar sağlandığında hayvanlarda oluşan travma sonrası hassasiyetlerin giderek azalması er ya da geç gözlemlenecektir. 

Yazarlar: Meryem Betül Erişen, Fatih Boztemur

 

Son Gönderiler

Moğolistan’da ​​Bir Veganın Günlüğü

undan iki sene önce, eşimin işi vesilesiyle belirsiz süreliğine Moğolistan’a...

Sokakta Yaşayan Köpekler Nedeniyle Hayatınızı Kaybetme Riskiniz Gerçekte Ne Kadar?

Son zamanlarda Türkiye’de sokak hayvanlarına karşı tepkilerin arttığına şahit olmaktayız....

Ted Üniversitesi Vegan Festivali’ndeydik!

Animal Save Türkiye ekibi olarak, Ted Üniversitesi Vegan Festivali’nde standımızı...