“Konuşabilen” Son Şempanzelerle Tanışın: Tatu ve Loulis
Bu National Geographic makalesi, 1960’lardan itibaren bilim insanlarının şempanzelere Amerikan İşaret Dili (ASL) öğretmeye çalıştığı deneylerin tarihini ve mirasını inceliyor. Bu deneylerin amacı, dilin yalnızca insanlara özgü olup olmadığını anlamaktı. Günümüzde bu projelerden hayatta kalan son şempanzelerden ikisi olan Tatu ve Loulis, Kanada’daki bir hayvan sığınağında yaşıyor.
Deneylerin başlangıcı
1966’da psikologlar Allen ve Beatrix Gardner, Washoe adlı bir şempanzeyi insan çocuklarına benzer bir ortamda büyüterek ona işaret dili öğretmeye başladı. Washoe yaklaşık 350 işaret öğrendi ve zaman zaman işaretleri birleştirerek yeni anlamlar üretti. Daha sonra başka şempanzeler de bu projeye dâhil edildi. Washoe’nun evlat edindiği yavru şempanze Loulis, bazı işaretleri insanlardan değil, diğer şempanzeleri gözlemleyerek öğrendi.
Bilimsel tartışmalar
Bu deneyler başlangıçta büyük ilgi uyandırdı ve bazı araştırmacılar bunun hayvanların dil kapasitesi hakkında önemli bir keşif olduğunu düşündü. Ancak zamanla eleştiriler ortaya çıktı. Birçok bilim insanı şempanzelerin işaretleri çoğunlukla ödül almak veya bir şey istemek için kullandığını ve insan diline özgü karmaşık gramer yapılarının ortaya çıkmadığını savundu. Bu nedenle şempanzelerin gerçek anlamda insan benzeri bir dil öğrenmediği sonucuna varan çalışmalar da oldu.
Etik tartışmalar ve hayvan hakları
Bu projeler ilerledikçe etik sorunlar da daha fazla tartışılmaya başlandı. Şempanzeler çoğu zaman annelerinden erken yaşta ayrıldı, insanlarla birlikte büyütüldü ve daha sonra farklı araştırma merkezlerine taşındı. Bazı araştırmacılar ve bakıcılar yıllar sonra bu deneylerin hayvanlar üzerinde psikolojik ve sosyal etkiler yarattığını kabul etti.
Bu çalışmalar aynı zamanda hayvan hakları ve büyük maymunların korunması hareketlerini de etkiledi. Örneğin, bu deneylerden ilham alan Great Ape Project (Büyük Maymun Projesi) gibi girişimler, şempanzeler, goriller ve orangutanlar gibi büyük maymunların temel ahlaki ve hukuki haklara sahip olması gerektiğini savunmaktadır. Bu hareket, büyük maymunların yalnızca araştırma nesnesi değil, ahlaki açıdan korunması gereken bireyler olarak görülmesi gerektiğini ileri sürer.
Günümüzdeki miras
Bugün bu deneyler, hayvanların bilişsel kapasitesi, iletişim yetenekleri ve insan dilinin evrimsel kökenleri hakkında önemli bilgiler sağlamış kabul edilir. Ancak aynı zamanda bilim insanlarına, hayvan araştırmalarında etik sorumlulukların ne kadar önemli olduğunu da hatırlatan bir örnek olarak görülür.
Makalenin bir kısmı, özellikle şempanzelerle yakın çalışan araştırmacı Roger Fouts’un hatıralarına dayanıyor. Fouts, deneyler sırasında yaşadığı bazı önemli ve duygusal anları ve şempanzelerle kurduğu ilişkiyi anlatıyor.
Anlatılan en dikkat çekici olaylardan biri, Loulis adlı yavru şempanzenin araştırma grubuna gelişiyle ilgilidir. Fouts, işaret dili öğrenmiş yetişkin şempanze Washoe’ya yeni bir yavrunun geldiğini işaretlerle anlattığını hatırlar. Washoe’nun buna “baby” (bebek) işaretini tekrar tekrar yaparak ve belirgin bir heyecan göstererek tepki verdiğini anlatır. Bu durum, Washoe’nun hem kavramı anladığını hem de yavruya karşı bir ilgi ve bağlılık hissettiğini düşündürmüş.
Fouts ayrıca Washoe’nun Loulis’e adeta anne ve öğretmen gibi davrandığını anlatır. Bazen Loulis’in ellerini doğru işaret şekline getirmek için fiziksel olarak yönlendirdiği gözlemlenmiştir. Zamanla Loulis Washoe’yu taklit etmeye başlamış ve önce “gel” veya “ver” gibi basit işaretleri, daha sonra ise “çabuk ver” gibi kısa işaret kombinasyonlarını kullanmıştır.
Araştırmacılar bu süreci oldukça dikkat çekici bulmuştur; çünkü bu durum, bir şempanzenin başka bir şempanzeye insan işaret dilini öğretmesi olarak yorumlanmıştır. Bu olay, büyük maymunların insan diline benzer iletişim becerileri geliştirebileceğini savunan araştırmacılar için önemli bir örnek olarak görülmüştür.
Aynı zamanda bu anılar, araştırmacılar ile hayvanlar arasında oluşan duygusal bağlara da işaret ediyor. Bu bağlar, ilerleyen yıllarda bu tür deneylerin etik yönü hakkında daha fazla tartışma yapılmasına katkıda bulunmuştur.
Fouts’un anılarından bir kısım: “Şempanzeleri kafeslere kapatmaya başladığımızda bunun yanlış olduğunu bilmiyorduk, ama bugün biliyoruz. Şempanzelerin akılsız hayvanlar değil, milyonlarca yıldır karmaşık kültürleri aktaran son derece zeki ve yaratıcı varlıklar olduğunu biliyoruz. Onlar evrimsel kardeşlerimiz. Peki bu bilimsel keşfin ahlaki sonuçları neler?”
Fouts, şempanzelerin asıl yerinin doğal yaşam alanları olduğuna inanmaya başladı. Herhangi bir laboratuvar veya sığınağın, ne kadar rahat olursa olsun, yine de bir hapishane olduğunu anladı.
Fouts, kariyerini incelediği hayvanlara daha insancıl davranılması için kampanya yürütmek üzere Jane Goodall ile güçlerini birleştirdi. İkilinin konuştuğu 2002’deki bir sempozyumda Fouts, bu hayvanların durumunu, Nazilerin Yahudilere ve zihinsel engeli olan bireylere davranışlarıyla karşılaştırdı ve şöyle ifade etti: “Kendimizi daha iyi hissetmek için hayvanlara kötü davranıyoruz ve bunu haklı çıkaracak bir açıklamayı daima buluyoruz.”
Tatu ve Loulis gibi hayatta kalan şempanzeler artık araştırma laboratuvarlarında değil, hayvan sığınaklarında yaşamaktadır. Bu durum, hem bilimsel merakın hem de hayvan hakları konusundaki toplumsal farkındalığın zaman içinde nasıl değiştiğini gösteren bir sembol olarak değerlendirilmektedir.
Çeviri: Berna Köse
Kaynak: https://www.nationalgeographic.com/animals/article/chimpanzee-sign-language-experiments