Çocukların Hayvanlara Bakışı

Etik ikilem sorularından ünlü tren ikilemini duymuşsunuzdur. Bir tren, raylardan kaçamayacak olan 5 kişiye doğru ilerlemektedir. Trenin rotasını değiştirerek bu 5 kişiyi kurtarabilirsiniz fakat o zaman yeni rotadaki raylarda bulunan ve yine kaçamayacak olan bir kişinin ölümüne sebep olursunuz. Yani alabileceğiniz iki karar var: Müdahale etmemek ve 5 kişinin ölmesi ya da rotayı değiştirmek ve bir kişinin ölmesi. Konumuz doğru kararın hangisi olduğunu tartışmak değil. Zaten bu etik ikilem soruları evrensel bir doğru cevap bulmaktan çok, bireylerin verdiği kararlarda kültür ve eğitim gibi etkenleri incelemek için kullanılıyor. Fakat meraklılar Evrim Ağacı’ndaki ilgili yazıya şuradan ulaşabilirler.

Edinburgh Üniversitesi Psikoloji bölümünden Dr. Wilks ve arkadaşları da çalışmalarında bu tarz ikilemler kullanmışlar, yalnız bu sefer işin içinde hayvanlar da var. Çocuklar ve yetişkinlerin hayvanlara yaklaşımları arasındaki farkı araştırmak için onlara insan ve hayvan hayatı arasında seçim yapmaları gereken ikilem soruları sormuşlar. İnsan ve hayvan sayılarının bir, iki, on ve yüz olduğu farklı kombinasyonlar kullanılmış. Hayvan olarak köpek ve domuz seçilmiş. Çalışma ülkemizde yapılsaydı domuz yerine inek seçilirdi herhalde. Orijinal ikilem sorularından farklı olarak bu çalışmada katılımcılara karar veremiyorum seçeneği de sunulmuş.

5-9 yaş arası 207 çocuk ve 222 yetişkine sorulan bu ikilem sorularının sonuçları bakalım size de ilginç gelecek mi? “1 insan mı, 100 köpek mi?” ikileminde çocukların %71’i, yetişkinlerin ise %61’i 100 köpeği seçmiş. Bu ikilemde köpek sayısı yüksek olduğu için beklendik bir sonuç olarak düşünebiliriz. Bir de “1 insan mı, 1 köpek mi?” sorusuna bakalım. Yetişkinlerin %85’i insanı, %8’i köpeği seçerken kalan kısım karar veremiyorum demiş. Çocuklarda ise %35 insanı, %28 köpeği seçmiş ve kalan %37 ise kararsız kalmış. Bu sonuç ile araştırmanın başlığı olan cümlenin mesajını net bir şekilde görmeye başlıyoruz: Çocukların insanı hayvana karşı önceliklendirmesi yetişkinlere kıyasen daha az. En azından köpekler için sonuçlar böyle. 

Peki ya domuz? “1 insan mı, 1 domuz mu?” sorusunda yetişkinlerin %93’ü insanı kurtarmayı seçerken, çocukların %57’si insanı, %18’i domuzu seçmiş. Yani insan karşısındaki hayvan, bir çiftlik hayvanı olduğunda dahi yetişkinlere kıyasla çocukların önemli bir kısmı hayvanı kurtarmayı tercih etmiş. Çalışmadaki başka bir ilginç bulgu da şu: Bu ikilem sorularında yetişkinler ve çocuklar arasında ciddi bir fark olmasına rağmen insan, köpek ve domuzun zeka ve hissedebilirliğinin karşılaştırılması istendiğinde yetişkinler ile çocukların cevapları arasında ciddi bir fark yok. Yani çocukların hayvanları kurtarmayı tercih etmesinin altında başka mekanizmalar var gibi.

Araştırmacılar ikilem sorularını başka bir çocuk ve yetişkin grubuna siz ne yapardınız yerine “Etik olarak hep doğru karar veren bir insan ne yapardı?” şeklinde sormayı da denemişler. Bu çalışmada da çocuklarla yetişkinler arasında belirgin bir fark görülmüş. Ancak ilk çalışmaya kıyasla çocukların hayvanları önceliklendirmesi daha az olmuş. Araştırmacılar bunu çocukların kişisel tercihleri ile büyüklerin doğruları arasındaki farklılıktan kaynaklandığını düşünüyorlar. Yani kendi karar verse köpeği kurtaracak bir çocuk, etik olarak doğru olan ne diye sorulduğu için insanı seçmiş olabilir.

Özetlemeye çalıştığım bu makale olaya türcülük üzerinden yaklaşıyor ve insanların hayvanlardan daha önemli olduğu inancının hayvanların kullanıldığı birçok alanın farkına vardıkça edinildiğini belirtiyor. Türcülüğü kısaca bir bireyin değerini üyesi olduğu türün belirlemesi olarak tanımlayabiliriz. Dilerseniz blogumuzda türcülüğü detaylı anlatan bir yazımız da bulunmakta.

Bahsetmek istediğim diğer bir makale ise Furman Üniversitesi Psikoloji bölümünden Dr. Hahn ve arkadaşlarına ait. Bu çalışmada 4-7 yaş arası çocuklardan gıdaları hayvansal ve bitkisel olarak sınıflandırmaları isteniyor. 4-5 yaş arası 98, 6-7 yaş arası 78 çocuğun katıldığı çalışmada, çocukların %30’undan fazlası süt hariç diğer hayvansal gıdaların kaynağını yanlış işaretliyorlar. Bu hayvansal gıdaların arasında hamburger, hot dog, bacon, chicken nuggets var. İlginç bir şekilde french fries (patates kızartması), popcorn (patlamış mısır) ve almond (badem) gibi bitkisel kaynaklı gıdaları da çocukların %30’undan fazlası yanlış işaretliyor. Çalışmanın bu kısmının sonuçları sizi pek şaşırtmamış olabilir. Çiftlik, tarla görmemiş şehir çocukları maalesef gıda kaynakları konusunda pek bilgili değiller. Benim için araştırmanın daha önemli kısmı çocuklardan verilenleri yenebilir ya da yenmez olarak sınıflandırmalarını istedikleri kısım. Çocukların %77’si inekleri, %73’ü domuzları, %66’sı tavukları, %32’si ise balıkları yenmez sınıfına koyuyor. Bu yüzdeler okul öncesi çocuklar özelinde bakıldığında daha yüksek. 4-5 yaş arası çocukların %84’ü inekleri, %79’u domuzları yenmez sınıfına koyuyor. Yazarlar balığın yenilebilir olarak sınıflandırılmasını memeli olmamasına bağlıyor. Şahsi fikrim çocukların gerçek hayatta ya da hikayelerden balık tutmaya aşina olmaları ve balık bedenini bütün olarak tabakta görmeleri dolayısıyla yenen bir hayvan olduğunu öğrenmeleri.

Bu noktada makaleye ara verip tanık olduğum bir olayı paylaşmak istiyorum. Katıldığım tekne turunda öğle yemeği olarak balık servis ediliyor ve balıklar martılara da ikram edilerek yeniyor. Daha sonra turdaki gençler eğlencesine olta ile balık tutup sonra geri denize atıyorlar. Tuttukları balığın birinden olta iğnesini çıkarmak çok uzun sürüyor ve tanık olan küçük çocuklardan biri rahatsızlığını ve sabırsızlığını dile getiriyor. “Hadi artık atın denize!” diyor. Bunun üzerine yetişkinlerden biri “Az önce balığı yiyordun ama!” diyor. Çocuk bir cevap verdiyse de onu duyamıyorum ama başka bir yetişkinin yorumunu duyuyorum: “Aman böyle şeyler söylemeyin sonra vejetaryen vegan filan oluyorlar…” Hayvanlara bakışın yaş aldıkça nasıl değiştiğine ve sürekli yaşanan çelişkilere bir örnek görülebilir aslında bu olay. Balığın çektiği acıdan rahatsız olan küçük çocuk ilkokul çağında, balığı avlayan gençler 18 civarında yetişkinlerin ise 30 üstü olduğu tahminimi doğru kabul edersek farklı yaşların farklı yaklaşımlarını net görebiliyoruz bu örnekte. Eminim sizin çevrenizde de hayvan olduğunu anladığı için bir şeyi yemeyi reddeden ya da bunlar o hikayedeki hayvanlar değil mi diye soran çocuklar olmuştur veya sosyal medyada karşınıza çıkmıştır. Buradan ikinci makaleye geri dönersek, yazarlar ailelerin çocuklara hayvansal gıdaların kaynağını söylemekten çekindiklerini gösteren başka çalışmalardan bahsediyorlar. Hatta bazı batı kültürlerinde bir hayvanın kesiminden bahsetmenin tabu olduğu ve ailelerin bunu anlatırlarsa çocukların yemekten vazgeçeceğinden korktuklarını söylüyorlar. Yazarlar benim de çok rahatsızlık duyduğum et paradoksu denilen çelişkiden bahsediyorlar: Çocuğa hayvanlara iyi davranmayı öğretirken aynı zaman hayvansal gıdalar yedirmek!

Makale ailelerin çocuklara gıdaların kaynağını açıklamadığı gibi gıdaların iklim değişikliğine etkisini de açıklamadıklarına dikkat çekiyor. Çocukların hayvanları koruma eğiliminde olduğu dikkate alınırsa belki de dürüst davranıldığında bitki bazlı beslenmeyi tercih edeceklerini ya da yetişkinlikte bu tarz beslenmeye geçmelerinin daha kolay olabileceğini vurguluyor. Yazarlar, iklim krizini miras bıraktığımız çocukları bu konuda bilgilendirmek gerektiğini ve oy kullanma hakları henüz olmasa da çocukların iklim politikalarında etkili olabileceklerini belirtiyorlar.

Paylaşmak istediğim son makale ise Exeter Üniversitesi Psikoloji bölümünden Dr. McGuire ve arkadaşlarına ait ve türcülüğün çocukluktan yetişkinliğe doğru gelişimi üzerine. Bu makalede Türkçe’ye etik ya da ahlak cambazlığı olarak çevirebileceğimiz ve çok beğendiğim “moral acrobatics” terimi kullanılıyor. Bu da çelişen ahlaki değerlere sahip olunması ya da ahlaki çifte standart uygulanması demek. İnsanların pet (evcil hayvan) sınıfında olan hayvanlara neredeyse insana davrandığı gibi davranıp, vahşi yaşamı koruma derneklerine bağışta bulunup, çiftlik hayvanlarının kötü muamele görmesine göz yumması gibi. Peki hayvanların bu şekilde sınıflandırılması/gruplanması ve bulundukları gruba göre farklı davranılması her yaş insan için aynı mı? Bu soruya cevap verebilmek adına 9-12 yaş arası 119, 18-21 yaş arası 181 ve 29-59 yaş arası 179 kişiye çeşitli sorular sorulmuş. İngiltere’de yapılan bu çalışmada çocukların %13’ü, gençlerin %22’si ve yetişkinlerin %16’si vegan, vejetaryen ya da pesketaryen imiş. İlk olarak gruba aşağıdaki 6 ifadeye katılıp katılmadıkları soruluyor.

1. Hayvanlar insanlardan daha az değerlidir

2. İnsanlar hayvanları istedikleri şekilde kullanılabilir.

3. İnsanları eğlendirmek için hayvanları sirklerde tutmakta bir sakınca yoktur.

4. Eşya gibi hayvanları alıp satmakta bir sakınca yoktur.

5. Şempanzeler, insanların onlara fiziksel olarak zarar vermesine izin verilmemesi için yasalarla korunmalı

6. İnsanlar üzerinde test etmeyeceğimiz yeni ilaçları hayvanlar üzerinde test edebiliriz.

Bu ifadelerin değerlendirilmesinde 1= Kesinlikle katılmıyorum 7= Kesinlikle katılıyorum şeklinde bir skala kullanılıyor. Gençler ve yetişkinler arasında fark çıkmazken çocuklar daha az türcü çıkıyor. Gruptan istenilen başka bir görev ise hayvanları evcil hayvan, yemek ya da obje şeklinde sınıflandırmaları. Domuz, inek ve tavuktan herhangi birinin sınıflandırması istendiğinde yetişkinlerin %80’i yemek derken, gençlerin yaklaşık yarısı yemek diyor, çocukların ise %67’si bu çiftlik hayvanlarını evcil hayvan sınıfına koyuyor.

Gruba sorulan diğer bir soru insan köpek ve domuzlara nasıl davranmamız gerektiği. Burada skala 1= Hiç iyi değil ile 5= Aşırı iyi arasında. Tahmin edeceğiniz üzere çocuklar diğer gruplara göre domuzlara çok daha iyi davranılması gerektiğini düşünüyorlar. Öyle ki bu iyilik derecesi insanlara davranılması gerektiği ile aynı. Fakat köpeklere, insan ve domuzlara davrandığımızdan daha iyi davranmalıymışız çocuklara göre 🙂 Yetişkin ve gençlerde şaşırtıcı bir sonuç yok, insan ve köpeğe davranışımız aynı iyilik derecesinde ve domuzlardan daha iyi. Son olarak da katılımcılardan hayvan ve hayvansal ürün tüketmeyi 1= Really Not Ok (Hiç doğru değil) ve 6= Really Okay (Gayet doğru/normal) skalası ile değerlendirmeleri istenmiş. Hayvanların yenmesi ile ilgili soruda çocukların cevaplarının ortalaması 3.5’ten düşükken genç ve yetişkinlerinki 4 üzeri çıkmış. Hayvansal ürün tüketiminde fark biraz daha az olsa da yine çocuklar hayvansal ürün tüketmeyi diğer gruplara göre daha az doğru olarak değerlendirmişler.

Bu son makaleyi özetlemek gerekirse çocuklar, genç ve yetişkinlere göre daha az türcülük göstermiş ve çiftlik hayvanlarını yemek yerine evcil hayvan olarak değerlendirme eğiliminde olmuşlar. Fakat bu çocukların tüm hayvanları eşit gördüğü anlamına da gelmiyor. Çünkü araştırmada çocukların şempanzelere domuzlardan, domuzlara da farelerden daha iyi davranılması gerektiğine inandığı da çıkmış. Merak edilen de aslında bu hiyerarşinin kaç yaşlarında ve neden ortaya çıktığı.

Bu tip bilimsel çalışmaların artması ve çocukların yemek tercihlerine daha çok saygı duyulması dileğiyle!

Nihal Berktaş

  1. Wilks, Matti, et al. “Children prioritize humans over animals less than adults do.” Psychological Science 32.1 (2021): 27-38.
  2. Hahn, Erin R., Meghan Gillogly, and Bailey E. Bradford. “Children are unsuspecting meat eaters: An opportunity to address climate change.” Journal of Environmental Psychology 78 (2021): 101705.
  3. McGuire, Luke, Sally B. Palmer, and Nadira S. Faber. “The development of speciesism: age-related differences in the moral view of animals.” Social Psychological and Personality Science (2022): 19485506221086182.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: